Lâiklik Kavramı

Katılım
3 yıl 3 ay 9 gün
Mesajlar
76
Tepkime puanı
55
Cinsiyet
bPg20e
Lâiklik kavramının aslı “Lâik”dir. Sondaki “lik” eki Türkçe bir ektir. Lâik kelimesi Türkçeye Fransızcadan geçmiştir. Esasen Yunanca olan Lâik kelimesi yine Yunanca olan Lâikos sıfatından türetilmiştir. Lâikos sıfatı ise halk anlamına gelen “Laos” kelimesinden bir ek yardımıyla türetilmiştir. Laikliğin türetildiği lâikos kelimesi Tanrı ile yakın ilgisi bulunmayanlar veya din adamları sınıfına mensup olmayanlar yani din adamları sınıfının dışında kalan alelade halk tabakasına mensup olanlar anlamına gelir. Din adamları sınıfına veya Tanrı ile yakın ilgisi bulunanlara ise Kleros adı verilmektedir. Buradan hareketle Lâikos dinî nitelik taşımayan Klerikos ise dinî nitelik taşıyan anlamını kazanmıştır. Bu durumda Lâik kelimesi din ve ruhbanlıkla ilgisi olmayan anlamına gelir. Din ile ilgisi olmayan da dinsizlik demek değildir. ‘ Ancak aşağıda çeşitli tanımları verilen Lâiklik bugünkü gerçek anlamını Avrupa düşünce tarihi özellikle Fransız düşünce tarihi içinde kazanmıştır.



1.2. Lâikliğin Tanımı:

Bugün Lâiklik bilimsel ve felsefî disiplinler tarafından farklı şekillerde tanımlanmakla beraber bu disiplinler içinde de Lâikliğin tanımı üzerinde tam bir anlaşma yoktur. Bu zorluk sosyal varlıkların mahiyetinden kaynaklanmaktadır. Lâiklik de bir sosyal varlık olarak bu zorluğu yapısında taşımaktadır. Bu zorluğa rağmen lâikliğin belli başlı tanımları aşağıda verilmiştir.

Felsefî Tanımı: Dinî düşünce ile aklî düşüncenin fizik ile ****fiziğin diğer bir deyişle akıl ile imanın yetki alanlarının birbirinden ayrılması demektir. Filozoflara göre Lâiklik insanın manevî evrimi sonucunda yani insan aklının geçirmiş olduğu evrim sonucunda ortaya çıkmıştır.

Siyasî Tanımı: Dindaşlık ile yurttaşlık statülerinin birbirinden ayrılması demektir. Bundan dolayı Lâik bir siyasi sistemde devlet adamları ile halkın aynı din veya mezhebe mensup olma şartı bulunmadığı gibi vatandaşların da aynı din veya mezhebe mensup olma mecburiyeti yoktur. Ayrıca Lâiklik demokrasinin özellikle liberal demokrasinin manevî temelini teşkil eder. Çünkü demokraside siyasî iktidar meşruiyetini ilahî otoriteden değil sosyal otoriteden (millet hâkimiyetinden) alır. Bundan dolayı demokrasi ile Lâiklik bir arada bulunur. Lâiklik bulunmayan yerde demokrasi demokrasi bulunmayan yerde Lâiklik bulunmaz.

Hukukî Tanımı: Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Din devlet işlerine karışmadığı gibi devlet de din işlerine karışmaz. Devlet Tanrı ile kul arasından çekilmiştir. Ayrıca devletin dinî temeller üzerine dayandırılmamasını da ifade eder. Devletin dayandığı temeller Lâik karakterde olmalı ve hukuk dinamik niteliği ile toplumun dünyevî ihtiyaçlarından kaynaklanmalıdır. Dünyevî ihtiyaçların değişmesine bağlı olarak değişmelidir. Bundan dolayı Lâiklik dinî bir kavram değil hukukî bir kavramdır.

Kültürel Tanımı: Dinin kültürel hayatı belirleyen ve yönlendiren tek ve hâkim unsur olmaktan çıkmasıdır. Ahlak sanat ve felsefe gibi bir kültür unsuru olan din kültür içindeki imtiyazlı yerini sanata bırakmıştır. Özellikle Atatürkçü düşünce sisteminde Lâikliğin kültürel boyutu çok önemlidir. Çünkü İslam medeniyetinde bazı dinî düşüncelerle müzik resim ve heykeltraşlık... gibi güzel sanatlar yeteri kadar gelişme imkânı bulamamıştır.

Eğitimsel Tanımı: Genel eğitimin dinî niteliğinden sıyrılarak bilimsel nitelik kazanmasıdır. Lâik sistemde din eğitimi ve öğretimi vardır ve vatandaşların temel hak ve hürriyetleri arasında yer alır. Bu din eğitim ve öğretiminin verilmesi biçimini de her ülkenin özel şartları belirler. Ancak Lâik sistemde dinî eğitim ve öğretim yoktur ve genel eğitim ve öğretim de dinselleştirilemez. Genel eğitim ve öğretimin dinselleştirilmesi Lâikliğe aykırıdır.

1.3. Lâikliğin Tarihî Gelişimi:

Lâikliğin tarihinde karşılaşılan ilk kavram “Tolerans”dır. Lâtince “Tolerare” fiilinden türetilmiştir. Bu fiil izin vermek gözyummak çekmek veya hoşgörmek anlamlarına gelir. Buradan hareketle türetilen tolerans yabancı veya başka türlü fikir veya davranışları hoşgörme demektir. Toleransın doğuş kaynağı Yunan kültürüdür. Yunan politeizmi kültürel bir din olduğu için oldukça toleranslıdır. Çünkü din topluma dışardan empoze edilmemiştir. Peygamberi kutsal kitabı ve kilise organizasyonu yoktur. Diri ve devlet ayrılığı olmamasına rağmen tolerans vardır. Ancak tolerans hiç bir zaman din hürriyetinin yerini tutamaz. Çünkü tolerans yasal bir hak değil devletin tanıdığı bir tavizdir. Oysa din hürriyeti yasal bir haktır. Gerçek anlamda din hürriyeti ancak Lâik devlet düzeninde bulunur.

İşte Yunan ve Roma’daki tolerans Hıristiyanlık tarafından ortadan kaldırıldı. Orta çağ boyunca koyu bir taassup (toleranssızlık) hüküm sürdü.Ancak rönesans coğrafi keşifler reformasyon ve hümanizm hareketleri sonucunda Hıristiyan taassubu yıkıldı. Bu hareketlerin etkisiyle Avrupa’nın hem maddî hem de manevî hayatında köklü değişiklikler meydana geldi. Bu değişiklikler Fransız ihtilalini hazırladılar. Fransız ihtilalinin hazırlanmasında yeniçağın bilim sanat ve teknik alanlarındaki gelişmeleri ve modern felsefe akımları etkili oldular. Bilhassa Fransız ihtilalinin temelinde bulunan “tabiî hukuk teorisi” ile “aydınlanma felsefesi” Lâiklik fikrinin gelişmesinde büyük bir rolü haizdir.
 
Katılım
2 yıl 9 ay 2 gün
Mesajlar
997
Tepkime puanı
374
Konum
Gerçeğin Ruhu
Cinsiyet
vtEvVy
Zaman zaman yanlış anlaşılarak olumsuz bir biçimde uygulanmış bir kavramdır. Bazı kişiler bu yüzden dolayı mesafeli olabiliyor.

Ancak eşitlik için olmazsa olmazdır.
 

Benzer konular

Geri
Üst Alt